Home » Zayıflama » Diyetler Şişmanlatıyor mu?

Diyetler Şişmanlatıyor mu?

Diyetler Şişmanlatıyormu ?

“Şok diyet”, “bikini diyeti”, “protein diyeti”, “Atkins diyeti…” Gün geçmiyor ki yazılı ve görsel basında diyetlerle İlgili yeni bir habere rastlamayalım. Özellikle de pek çoğumuzun tatil için sabırsızlandığı yaz mevsiminde… Kimimiz uzun vadede zayıflatan diyetlerle yaza hazırlanırken, kimimizse bir yıl boyunca aldığı kilolardan şok diyetlerle kurtulmaya çalışıyor. Kısa vadeli ve şok diyetler söz konusu olduğunda sonuç genellikle değişmiyor ve terazinin ibresi hızla ya da uzun vadede daha fazla göstermeye başlıyor!
Uzmanlar da, insanların formda ve sağlıklı bir vücuda sahip olmasında bilinçli uygulanan diyetlerin ne denli önemli olduğunu her fırsatta dikkat çekmeye çalışıyorlar. Ancak beslenme uzmanlarının aksine , her türlü zayıflama diyetine karşı çıkıyor ve şu iddiayı ortaya atıyor: “İncelmek ve ince kalmak İçin zayıflama diyetleri çöpe!” Bir süre önce ortaya attığı İddiasıyla aynı adı taşıyan kitabı yayımlanan uzmanın, “Eğer gerçekten şişmanlamak İstemiyorsanız, diyet yapmayın. Sadece acıkma, doyma ve tokluk sinyalleriyle hareket edin” diyor.

Uzmana göre zayıflama diyetleri kalıcı zayıflama sağlamıyor. Başlangıçta bin bir sıkıntıyla ve yoksunluğa göğüs gererek verilen kiloların tamamı kaçınılmaz olarak geri geliyor. Hatta kilo sorunlarını zayıflama diyetleriyle çözmeye kalkışmak şişmanlamanın ve bu çözümde ısrar etmek ise obezitenin en etkin yolunu oluşturuyor. Üstelik seçilen zayıflama diyetinin ismi, türü, kilo verdirme mekanizması, ambalajı ve pazarlama tekniği ne olursu olsun sonuç değişmiyor. Peki ya diyetisyen eşliğinde yapılan ve uzun vadede verilen kilolar? Uzman doktor, bu sorumuza beslenme uzmanlarını şaşırtan bir yanıt veriyor: “Zayıflama diyetinde kilolar İster hızla İster yavaş verilsin, diyet ister kendi kendine ister doktor, uzman kontrolünde yapılsın, geçici ağırlık hangi önlem alınırsa alınsın (sabit programları, yaşam biçimi, kilo İdaresi programları ) kilolar yine geri alınıyor. Uzman doktorun açıklamaları bunlarla da sınırlı kalmıyor. O aynı zamanda zayıflama diyetlerinin insanların ruh ve beden sağlığını tehdit ettiğini de savunuyor. Peki o zaman fazla kilolarımızdan kurtulmak İçin nasıl bir yöntem izlememiz gerekiyor? Fikirlerine danıştığımız uzman doktor, fazla kiloların kalıcı olarak kaybedilmesinin ancak acıkma, doyma ve tokluk hislerinin yönlendirdiği bir beslenmeyle mümkün olduğu görüşünde ısrar ediyor! Biz de diyet dünyasında yeni bir tartışma yaratan bu saptamaları beslenme uzmanlarına sorduk!

Diyet değil, hatalı beslenme şişmanlatır

Dünyada şişmanlığın görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Fast food tüketiminin hızla artması, porsiyonların abartılı büyük olması, kilo vermeyle ilgili ilaçların gereğinden fazla ve uygun olmayan biçimde kullanımı ve sağlıklı beslenme önerilerinin uygulanmaması kilo artışında önemli rol oynuyor. Aynı zamanda enerjisi yoğun, hacmi düşük besinlerin tüketilmesi, fiziksel aktiviteye çalışma koşulları içersinde zaman bulamama, yoğun yaşam temposu nedeniyle günlük öğün sayılarının azalması ve bunun sonucunda bireylerin öğünlerinde daha fazla yemek yemesi, henüz belirlenememiş genetik etkenler ve psikolojik etmenler de şişmanlığın ortaya çıkmasında diğer önemli faktörleri oluşturuyor. Yani, şişmanlığın tüm dünyada hızla yaygınlaşmasının sorumlusunu diyetler değil, çevresel etmenler, sosyal etkenler ve bireylerin beslenme bilgilerindeki yetersizlikler.

Amerikan Obezite Birliği, Dünya Sağlık Örgütü, Ulusal Sağlık Enstitüsü, Amerikan Diyetisyenler Birliği, Amerikan Kalp Birliği, Besin ve İlaç Birliği sağlıklı yemek yeme düzeni ile yürüyüşün birleştiği taktirde kalıcı kilonun sağlandığını kanıtladılar. Uzmanlar “Yeter ki şarlatan diyetler ve bunu yaptıran uzman olmayan kişiler ortalıkta olmasın” diyorlar.

Kaldı ki her birey yemek miktarını az da olsa azaltıp, fiziksel aktivitesini biraz artırdığında kilo kaybı kaçınılmaz oluyor. Ancak genetik, psikolojik, psikososyal, metabolik ve davranış bozukluğuyla birlikte düşünmeden bireye kilo kaybettirmek istenirse, kalıcı sonuç alınamaz tabii ki. Ayrıca yaşam tarzındaki değişimleri kabul etmeyenler, menopoz ve hastalıklara bağlı ilaç kullananlar, hedef tartılar yerine korunması zor olan, yaşları ilerlemesine rağmen ideal kiloya ulaşma savaşı içinde olanlar kilo alıyor­lar. Bu nedenle beslenme uzmanı, diyetisyen veya hekim bu kar­maşanın çözülmesinde önemli rol oynuyor.

Burada ‘şarlatan diyetler’ ile sağlıklı beslenme ilkeleri ve kişinin yemek yeme davranışının değişmesi üzerine kurulu bes­lenme modelini ayırt etmek gerekiyor. Ayrıca Amerikan Besin ve İlaç Kurumu (FDA) hangi besinin hangi sağlık sorununu oluştur­duğunu veya önlediğini yapılan bilimsel çalışmalar sonucuna gö­re belirledi. Örneğin, az miktarda tüketilen diyet posası, tam ta­neli tahıl ürünleri ile sebze ve meyve ileride kanser ve koroner kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Eğer bireyler sağlıklı beslenir­lerse yeterli ve dengeli beslenmeye bağlı vitamin, mineral, pro­tein, karbonhidrat ve yağ gibi vücudun vazgeçilmezlerini sağlar, daha zinde ve daha güçlü olurlar. Bunların yanı sıra dikkatlerin­de, algılama yeteneklerinde ve günlük performanslarında da ar­tış sağlarlar. Fiziksel aktiviteyi de yaşama entegre ettikleri tak­dirde daha mutlu bir yaşam sürüp, psikolojik sorunlarından uzaklaşırlar. Tüm dünya sağlıklı diyetin geliştirilmesi için hem­fikir olurken, bireylere sadece “iç güdülerinizi izleyin” demek ta­mamen bilimsellikten uzak bir düşünce yapısı. Burada amaç bi­reylere sağlıklı yaşam için doğru bilgilerin verilmesi, uygulanma­sının sağlanması olmalı.

” Bireylerin yemek yeme, susama vb davranışları, tıp bilimin­de de herkesin bildiği temel kural olan hormonal yanıtla oluşuyor. Yani, bu yeni ortaya çıkan bir bilgi değil. Bu bilinen kurala göre, bireylerin yemekleri ne zaman yediği değil de ne kadar ve hangi besinleri tükettiği önem kazanıyor. Bu metabolik dengede kan şe­keri ve lipoprotein lipaz enzimi de büyük rol oynuyor. Ancak bura­da önem kazanan nokta şu: Bireyler susasa ya da açıksa da çok az su veya besin alarak da susama veya doyum duygularını bastırabi­lirler ya da doyum noktasını geçseler dahi daha fazla yemek yiye­bilir, daha fazla su içebilirler. Burada beslenme uzmanı, diyetisyen ya da hekimin bu kontrolün nasıl sağlanması gerektiğini bireye anlatmak zorunda. Eğer sadece bu kontrolle şişmanlık önlemiş olsaydı ABD’de var olan şişmanlık daha da artmazdı. Unutmayın dünyanın hepsi de diyet yapmıyor ama yine de şişmanlıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>